DERTLEŞME ARKADAŞIM ŞÖMİNE – ZEYNEP TEZCAN
Bu sabah şömine yanında uyandım. Uyandığımda dışarıda bir ses vardı, kar sesi. Evet,
dışarıda kar yağıyordu. Hemen sahibimin yanına gittim. Her gün yaptığım gibi bir “miyavvv”
sesiyle acıktığımı söyledim ama sahibim beni anlamadı. Hatta bana ayağıyla tepip “Git
başımdan,” dedi ve gitti.
Aslında sahibimin sesi sanki biraz gürleşmişti. Neyse deyip geri geçtim şöminenin
başına. Rahatça uyuyamadım. Çünkü açtım. Çok açtım… Ne yapacağımı bilmiyordum ve
sonra istemsizce dertlenmeye başladım. Ben dertlenirken karnımın gurultusu da bana eşlik
ediyordu.
Sonra kapı çaldı. Biri geldi ve beni kucağına alıp “Kediden memnun musunuz?” diye
sahibime soru sordu. Ahan da jeton düşmeye başladı beynime. Sahibim beni satıyor muydu?
Sonra sahibim olmasını istemediğim sahibimim “Ben kediyi istiyorum,” dedi. Benim kalbim
duracaktı ama şansımı denemeliydim. Miyavlamaya başladım ama ne işe yaradı ne bir şey
yaptı. Bu benim hiç hoşuma gitmiyordu. Hayvanları ne önemsiyor ne de onların düşüncelerini
soruyorlardı. Ama onlarda haklı ben düşüncelerimi anlatabiliyor muyum ki? Dertleşiyordum
yine şömineyle. Şömine benim dertleşme arkadaşım olmuştu. Şömineye bakarken pencereyi
gördüm. Güya sahibim bugün beni dışarıya götürecekti.


