Mutsuz Birine Sesleniş – BEYZA SÜNETCİ
Olmaktan korktuğum pek çok şeye dönüştüm, bununla gurur duyuyor olmalısın çünkü sana
göre ben olmaması gereken her türlü özelliğe sahibim. Bu evde en sıradan saatler bile hayatta
kalma çabasının öyle iyi örneği ki düşüncelerimi bunlar dolduruyor. Herkes yanlışlarını
doğruya çevirmek için fazladan bir şansı hak eder derler, senin kitabında doğrular bile bir
şekilde yanlışa çıkıyor; mutlu olman mümkün değil sanki. Bütün bunlara bakınca sana zıt
giden biri olarak iyimser bilinmem gerekirdi ama işte buradayız! Bu da beni hiç tanımayı
denemediğinin kanıtı gibi. Kendinden öyle nefret ediyorsun ki sana benzeyen her parçamın
seninle hiç alakası yokmuş gibi davranıyorsun. Beni tanımayı -aynı kendini tanımayı
denemediğin gibi- denemiyorsun. Görülmesine izin verdiğin kadar parçanın görüleceği ve
böylece sevileceğin ilişkilere hapsediyorsun kendini, bundan fazlası için çabalamıyorsun. Seni
sevmesine ihtiyaç duyduğun insanların sevdiği şeylerin bir yansıması olup çıkıyorsun.
Komşunun kızıyla bağ kurmak yan odanda uyuyan biriyle bağ kurmaktan daha kolay olmalı
bu yüzden. Senin için üzülebilirdim ama sebebinden kendime üzülmeye ayırdığım vakit hiçbir
yere sığmıyor.
Sana dair yaptığım en doğru şeyin sana senin yaklaşımınla yaklaşmak olduğuna inanmak
istiyorum. Ne yazık ki bunu yapmak benim içimi hiç soğutmuyor. Sanıyorum sen de bana dair
elinden gelenin en iyisini yaptığına inanıyorsun ama en iyisi yeterince iyi değildi. Değil beni,
hiç kimseyi salatana malzeme seçer gibi huyuna, suyuna, ideoloji ve fikirlerine göre seçip
raftan alamazsın ki! Yaşamın en temel olgusuna karşısın baktığında, bununla olsun
inatlaşamazsın.
İşin özeti; özgüvensizliğini sana dürüstçe aynalayabilecek birini gördüğün anda yargılıyor,
kaçıyor veya kaçarken yargılıyorsun. Sevmeyi ve büyümeyi reddedip koşulsuzca güzel bir
şeyin mümkün olmadığına kendini inandırıp alışkanlık haline getirdiğin gibi hala umut
edebilen insanları da yanına çekmek için yanıp tutuştuğunu görebiliyorum. Kendini,
eksikliklerini, sorumluluğunu alman gereken davranışlarını, mutlak mağdur rolünü seninle
yaşaması için sömürüp tükettiğin her insanda içindeki kara deliğin genleşip iyice doyumsuz
bir hal aldığını ve suretine işlediğini her adımı ile izlemek bana acı veriyor. Anlayacağın iyi
günde hissetmeme müsaade etmediğin varlığımı ruhu emen karanlığının içine aldığında da ne
bir eksik ne bir fazla. Bu yüzden savaşım yaşadığımı hissetmeye çabaladığım yerde takılı
kaldı.


