Günlük

HAŞLAMA ÇAY ALIŞKANLIĞIM VE EĞİTİM SEVİYEMİN KORELASYONU – Beyza Sünetci

Eylül ayının son öğlenine gözlerimi açtığımda içinde bulunduğum kara parçasında çok ilginç
şeylere şahitlik edeceğimden şüphem yoktu. “Öğlenine gözlerimi açmak” dediğimi lisedeki
edebiyat öğretmenlerimden bir gören olsa anlatımımda kusur olduğunu düşünüp muhakkak
takılırlardı, yolları bu yazıma düştüyse açıklamak isterim, hata yok. Hayatımın bu noktasında
gözlerimi sabahın makul vakitlerinde açmamı gerektirecek ne bir işim, ne bir hedefim var; bu
nedenle öğlenler sabah vaktinin yerini aldı. Aksi olacağını düşünürsünüz ne de olsa hiç de
fena olmayan bir liseden çıkma, iyi bir üniversitenin diplomasıyla bu başarıyı taçlandırma
şerefine nail olmuş bir öğrenciyim. Aslında, burada da yanılıyorsunuz ama istisnai örnekler
değilsiniz. Nedenini hemen anlatmak isterim.
Önce yoksulluktan bir güzel kavrulmuş bu aileye gözlerimi açtım, annem her sabah
uyandığımda ve her gece yatmadan önce kendisinin ilkokulu nasıl 6 yılda -gecikmeli-
tamamlayıp eğitim sisteminden ayrıldığını, her sabah okulumu tamamlarsam iyi meslek
sahibi olup para kazanacağımı ve saygı göreceğimi anlattı. Bunu günbegün pekiştirerek yola
çıktım. İlkokulda okumayı herkesten evvel söküp uzun yıllar da sınıf birincisi olarak rolümü
sürdürünce doğru yolda olduğuma dair telkinler almaya devam ettim: annem gibi
olmayacaktım(!). Hırsla çalıştım, sorduğum sormadığım herkes iyi bir liseye kapak atarsam
ondan sonrasının kendiliğinden geleceğinden söz etti, ben de öyle yaptım. Buradan sonra bir
şeyler o kadar da doğal hissettirmemeye başlamıştı, etraftakiler hala eğitimli olmanın avantajlı
olmak olduğunu söyleseler de sanki inanarak konuşmuyorlardı. Bir türlü aklıma yatmayan
konu başlıkları, zor bela kalın kafama sokmaya çalıştığım fen bilimleri, sokamadıkça rencide
olup kimselere yetişemeyecek kadar geride kalışım, ben böylesine hızlı gerilerken ilerleyen
yabancı para birimleri… Kafam karışmıştı. Yine de senelerce okulumdan başka bir şeyle uğraş
içinde olmamam öğretisi baskın geldi ve bildiğim tek şeyi yapmaya devam ederek iyi bir
üniversiteye kapak attım, söylenene göre bundan sonrası kolaydı. Bu sefer gerçekten öyleydi.
Bunca zaman yolda rastladığım tüm insanlar yalandan mı konuşmuştu? Neyse, üniversitenin
daha başında bütün bunların toplumca çok iyi kurgulanmış kimselerin açık vermemek için
sözleştiği bir tür dolandırıcılık yöntemi olduğunu anlamıştım. En az 10 yıl öncesinden kalma
müfredatı, en az 5 yıl önce emekliye ayrılmış olması gereken Maserati sahibi akademisyen
usul usul anlatsın diye şafak sökmeden evden çıktığım, üç vesait değiştirerek vardığım okul…
Yine de bu toplumca yapılan sözleşmenin tarafı olmakta kararlıydım, sonuçta bu toplumun
parçasıydım, ben de söyleneni iyi kötü yapmaya devam ettim ve bu okulu da tamamladım.
İşte bu derken fark ettim ki-

Bu okulu 1 yılı aşkın süre önce tamamladım. Henüz çok param olmadı, annemden beter
sayılırım ama bunca insan demişti ki… Yok, dememişler. Belki de ben yanlış anladım. Eve
gelip giden akrabalara tıpkı annem gibi çaylarını servis ederken söyleniyor ki okul okumanın
da bir esprisi kalmamış, zaten iş beğenmez ve bilmez akranlarım da parayı nasıl tutacağından
bihabermiş. Komşunun kızı evlenmiş, en iyisini yapmış. Yolunu kaybetmeden yuva kurmak
mühimmiş. Hah işte başından beri söyleyeceğim şeye anca lafı getirebildim, eylül ayının son
öğlenine. Güzel ülkemin güzide gazetesinde ilginç bir metin yayımlanmış: süresiz olarak
ibaresi… Anayasa’ya aykırılık… Çayından bir yudum alan hanım teyze dedi ki bu çok yerinde
bir metin olmuş, hatta belki komşunun kızı gibi niceleri de bu yüzdendir hakkaniyetli şekilde
yuva kuracakmış. Tıngır mıngır eğitimimde öğrendiğim iki üç konuyu ve iki üç kelimeyi güç
bela (buraya dek her bir kelimemin sonunda parantezli bir ünlem hayal etmenizi istersem çok
mu) birleştirerek “O öyle değil” demeye kalmadan sözüm bıçak gibi kesildi. Karşımdakiler
kendinden oldukça emin, belki maddesinin iptali istenen yasayı okuduğum 15-20 sefer varsa
onlar 21’inciyi okumuşlardır.
Beni sorarsanız, şimdilik bitmek bilmeyen bilgiç misafirlerin bitmiş çaylarını tazelemeye
devam ediyorum. Bazılarına çaylarını haşlandıklarını anlamayacakları bir ustalıkla haşlayarak
servis ediyorum.

Bir cevap yazın