Site icon Halley Dergisi

ÇİKOLATA BANKASI – BERNA ANAKUZUOĞLU (10 YAŞ)

Biliyor musunuz? Benim sevdiğim bir yemek yok. Ben tam bir çikolata ve şeker aşığıyım. Çikolata ve
şeker! Şimdiden ağzım sulandı. Bizim evimizin yanında bir bakkal var; içeride bir sürü kurabiye,
çikolata ve binlerce çeşit şeker var. Benim için orası tam bir cennet. Her gittiğimde bir sürü abur cubur
bana "Buradayım!", "Beni al!" diye bağırıyor gibi geliyor. Ben de tabii ki "Hepsini alıyorum." demek çok
isterdim ama alamıyorum; çünkü benim hiç param yok. Anneme söylüyorum, annem de babam da
bana hiç para vermiyor. Ben de bu durumdan yeterince sıkılmıştım. Tüm arkadaşlarım gözümün
önünde en sevdiğim çikolatayı yerken benim alamamam gücüme gidiyordu.
Ben de karar verdim: Artık oradaki tüm abur cuburlar benim olacaktı. Kararım kesindi. Tüm
cesaretimi toplayıp gece yarısı bakkala gidecektim. Gece yarısı olmuştu. Artık bakkala girip abur
cuburları çalma vakti gelmişti. Evden çıktım ve abur cuburları çalmak için bakkala girdim. Ama
içeride bir tane bile
abur cubur yoktu. Nasıl olurdu bu? Daha dün burada olan abur cuburlar uçup gitmiş olamazdı. Ne
oldu da kayboldu bu abur cuburlar, bilmiyordum. Ama bir fikrim vardı. Arkadaşlarım konuşurken
duymuştum; bu bakkalın olduğu yer eskiden karıncaların eviymiş meğersem. "Acaba karıncalar mı
çalmıştı abur cuburları?" Ama bu bana imkânsız gibi geliyordu.
Hava aydınlanmak üzereydi; ben de annemgil fark etmesin diye hemen yatağıma koşup uykuma
devam ettim. Sabah olunca mahallelinin kargaşa sesine uyandım. Herkes bakkalın önüne toplanmış,
"Kim soydu ki bakkalı? Tüm abur cuburlar gitmiş!" diyordu. Ben bu acı gerçeği yine duymuştum. "Öfff!
Kim çaldı abur cuburları ya!" Çok merak ediyordum. Hemen aşağıya indim. Annemin yanına gidip:
"Anne ne oluyor?" dedim çaktırmadan. Annem bana mutlu bir şekilde baktı ve:
— Senin o sevdiğin çikolatalı bakkal var ya!
— Eeeeeee? dedim.
— So-yul-muş! dedi annem. Yine gerçeği duymuştum. Annem:
— Eski karınca ailesi baskın yapmış ve buradaki her şeyi çalmışlar, soymışlar, dedi.
Kafamdaki birçok sorunun cevabını çözmüştüm. Bir planım vardı. Akşam yine o güzel markete inip
olayı net bir şekilde, aklımda bir soru dahi kalmadan çözecektim. Akşam oldu, yine indim markete.
Geldim, bir şeyler hareket ediyor. Yaklaştım ve baktım; bunlar karıncalardı. Kalan birkaç şekeri
taşıyorlardı. "Durun, yapamazsınız!" dedim ama karıncalar beni tuttular. Karıncaların lideri olan
Kraliçe Karınca bana şöyle dedi:
— Ben bu orduyu doyurmak zorundayım. "Bak, zorundayım." diyorum ama sen zevk için almak
istiyorsun. Ben buna bir lider olarak asla izin veremem, dedi.
Ben yine de almak istiyordum ama gönlüm izin vermiyordu. Karıncalara baktım ve marketten çıktım.
Üzgün ve eli boş bir şekilde evin yolunu tutmuşken, o uzun ve aksiyonlu rüyasından uyandı minik
kahramanımız. En güzeli de ne biliyor musun? Baş ucumda duran o nefis çikolatalar.

Exit mobile version