Lewis Hamilton’ın İspanya Grand Prix’sindeki performansı yalnızca bir yarış galibiyetinden ibaret değildi. Ferrari kariyerinin şimdiye kadarki en etkileyici hafta sonunu geçiren Britanyalı pilot, hem rakiplerine hem de kendisinden şüphe duyanlara önemli bir cevap verdi. Daha da önemlisi, şampiyona lideri Kimi Antonelli ile arasındaki puan farkını ciddi şekilde azaltmayı başardı.
Ancak bu sonuçlara bakarak sezonun geri kalanının da aynı şekilde ilerleyeceğini söylemek için henüz erken.
Barcelona’da Ferrari etkileyiciydi. Özellikle lastik yönetimi ve yarış temposunda rakiplerine karşı önemli üstünlük kurdu. Fakat Formula 1 sezonları tek bir yarış üzerinden okunmaz. Ferrari’nin kazandığı bu ivmenin kalıcı olup olmayacağını anlamak için önümüzdeki birkaç yarışa daha ihtiyaç var.
Çünkü karşılarında Mercedes bulunuyor.
Mercedes yalnızca güçlü bir otomobile sahip değil. Aynı zamanda yeni kurallar dönemine en hızlı uyum sağlayan mühendislik ekiplerinden birine sahip olduğunu da gösterdi. Güç ünitesi performansı, operasyonel disiplini ve sezon içi geliştirme kabiliyeti düşünüldüğünde, Ferrari’nin önünde hâlâ oldukça zorlu bir rakip bulunuyor.
Üstelik denklemin içinde Kimi Antonelli gibi çok önemli bir faktör var.
İspanya’da yaşadığı motor problemi olmasaydı genç İtalyan pilotun takım arkadaşı George Russell üzerinde ciddi bir baskı kurması oldukça muhtemeldi. Hatta yarışın gidişatına bağlı olarak Mercedes garajında psikolojik üstünlüğü tamamen ele geçirebilirdi. Bu gerçekleşmedi ancak ihtimal ortadan kalkmış değil.
Gelinen noktada Antonelli’nin Formula 1’in yeni teknik kurallarına beklenenden çok daha hızlı adapte olduğu görülüyor. Sezonun başında birçok kişi onun hızını sorgulamıyordu ancak bu kadar kısa sürede şampiyonluk adayına dönüşeceğini de beklemiyordu. Şampiyon olup olamayacağını bugünden söylemek mümkün değil. Ancak Formula 1 tarihinde ilk altı yarışın beşini kazanan bir pilotun sezon sonunda şampiyon olma oranı oldukça yüksek.
Bu nedenle Antonelli artık yalnızca geleceğin yıldızı değil, bugünün en ciddi şampiyonluk adayı konumunda.
Ferrari cephesinde ise Hamilton’ın yükselişi kadar Charles Leclerc’in durumu da dikkat çekiyor.
Monakolu pilot son yıllarda kariyerinde birkaç kez benzer dönemler yaşadı. Özellikle Ferrari’nin şampiyonluk yarışından uzaklaştığı veya umutların azaldığı sezonlarda performansında dalgalanmalar görülmeye başlanıyor. Son yarışlarda ortaya çıkan görüntü de buna benziyor. Leclerc hâlâ çok hızlı bir pilot ancak zaman zaman yaşadığı dikkat kayıpları ve form düşüşleri yeniden ortaya çıkıyor gibi görünüyor.
Daha da önemlisi, bu mental gelgitler birkaç yıl önce kendisi hakkında sorduğum “Acaba dünya şampiyonu olabilir mi?” sorusunu yeniden sorduruyor. Çünkü Formula 1 tarihinde şampiyonluk için yalnızca hız yeterli olmadı. Baskı altında istikrar gösterebilmek, kötü hafta sonlarında hasarı sınırlayabilmek ve uzun sezon boyunca zihinsel olarak ayakta kalabilmek en az hız kadar belirleyici oldu.
Bugünkü görüntüye bakıldığında Leclerc’in kariyeri yavaş yavaş farklı bir noktaya evriliyor gibi duruyor. Hâlâ yarış kazanabilecek kadar hızlı, pole pozisyonları alabilecek kadar yetenekli ve tek turda gridin en iyilerinden biri. Ancak mevcut performansıyla bir takımın birinci pilotundan çok çok güçlü bir ikinci pilot profiline yaklaşmaya başladığını düşünüyorum.
Birkaç yarış kazanabilir, önemli sonuçlar alabilir fakat şu anki görüntüyle sezon boyunca sürecek gerçek bir şampiyonluk mücadelesinin içinde yer alması bana oldukça zor görünüyor. Hatta açık konuşmak gerekirse, Leclerc’in şampiyonluk ihtimalinden çok Hamilton’ın Ferrari kariyerinde kaç yarış kazanabileceği sorusunun daha gerçekçi bir tartışma haline geldiğini düşünüyorum.
Bu da Ferrari’nin şampiyonluk mücadelesini daha da zorlaştırıyor.
Geçtiğimiz sezonun şampiyonu Norris’e de ayrı bir parantez açmak gerekiyor.
McLaren pilotunun bu sezonki görüntüsü, şampiyonluğunu korumaya çalışan bir pilottan çok kariyerinin farklı bir dönemine girmiş bir sürücüyü andırıyor. Açıkçası Norris’in şampiyonluk penceresinin kapandığını düşündüren bir görüntü verdiğini düşünüyorum. Bu nedenle pist üzerindeki yaklaşımında da geçmiş yıllardaki agresifliği ve inancı görmek kolay değil.
Belki bu yorum fazla sert bulunabilir ancak mevcut tabloya baktığımda Norris’in önceliğinin artık şampiyonluk kovalamaktan çok kariyerini güvence altına almak ve başarılı bir profesyonel olarak yoluna devam etmek olduğunu düşünüyorum.
McLaren’in diğer pilotu Oscar Piastri için durum biraz daha farklı.
Bence Piastri’nin asıl sorunu hız eksikliği değil. Geçtiğimiz sezon kaçırdığı şampiyonluk fırsatının psikolojik etkileri hâlâ devam ediyor gibi görünüyor. Formula 1 tarihinde bazı pilotlar kaybettikleri şampiyonlukların etkisini yıllarca taşımıştır. Piastri’nin de benzer bir süreçten geçtiğini düşünüyorum.
Bu travmayı aşmasının yolu belki de takım değiştirmekten geçebilir. Ancak burada başka bir soru ortaya çıkıyor:
Piastri yeniden şampiyonluk mücadelesi verebilecek bir aracı bulabilecek mi?
Formula 1’de doğru zamanda doğru takımda olmak en az yetenek kadar önemlidir ve kariyerler bazen yalnızca birkaç yanlış kararla bambaşka yönlere savrulabilir.
Verstappen cephesinde ise söylenecek çok fazla yeni şey yok.
Eğer bu sezon Mercedes koltuğunda oturuyor olsaydı büyük ihtimalle şu an yedi yarışın yedisini de kazanmış ve şampiyonluk mücadelesini büyük ölçüde bitirmiş olurdu.
Buna rağmen Verstappen’in geleceğine dair karamsar olmak için bir sebep göremiyorum.
Hatta gelecek sezon için Verstappen’in şampiyonluk ihtimalini Ferrari’nin iki pilotunun toplam şampiyonluk ihtimalinden daha yüksek görüyorum. Çünkü Red Bull’un temel problemi güç ünitesi değil. Takımın çözmesi gereken konu teknik paketin yeniden doğru noktaya taşınması.
Bu da Formula 1 standartlarında çözülemeyecek bir problem değil.
Üstelik Verstappen’in takım içinde ciddi şekilde zorlanacağı bir takım arkadaşı da bulunmuyor. Yakın gelecekte Red Bull garajında onu sürekli baskı altına alabilecek bir pilotun ortaya çıkacağını da düşünmüyorum.
Bu nedenle Red Bull şu an zirveden uzak görünse bile Verstappen faktörü nedeniyle onları hiçbir zaman şampiyonluk denkleminden tamamen çıkarmamak gerekiyor.
Hamilton birkaç yarış daha kazanabilir. Hatta mevcut formuyla sezon içerisinde üç, dört hatta altı galibiyete ulaşması bile sürpriz olmaz. Ancak pilotlar ve takımlar şampiyonluğu söz konusu olduğunda tablo hâlâ Mercedes lehine görünüyor.
Benim açımdan büyük bir sürpriz yaşanmadığı sürece sezon sonunda Kimi Antonelli’nin pilotlar şampiyonu, Mercedes’in ise takımlar şampiyonu olacağı görüşüm değişmiş değil.
Ferrari’nin asıl problemi ise yalnızca bu sezonla sınırlı olmayabilir.
2027 sezonuna bakıldığında Mercedes’in elindeki en büyük avantajlardan biri motor tarafında büyük bir devrime ihtiyaç duymaması. Ferrari ise rakibini yakalamak istiyorsa güç ünitesi konusunda ciddi ilerleme kaydetmek zorunda. Bu durum önümüzdeki sezonların rekabet dengesini de etkileyebilir.
Bu nedenle Hamilton’ın Ferrari’ye gelişi her ne kadar büyük bir hikâye yaratsa da ben hâlâ onun Ferrari için yeni bir Michael Schumacher olacağını düşünmüyorum.
Bunun nedeni yetenek eksikliği değil.
Schumacher Ferrari’ye geldiğinde önünde yıllar vardı. Takımı kendi etrafında şekillendirebilecek, uzun vadeli bir proje kurabilecek zamana sahipti. Hamilton ise kariyerinin son bölümünde Ferrari’ye geldi. Takıma başarılar kazandırabilir, yarışlar kazanabilir ve unutulmaz anlar yaşatabilir. Ancak Ferrari’yi baştan aşağı yeniden inşa edecek kadar uzun bir zaman penceresine sahip değil.
İspanya GP bize Hamilton’ın hâlâ zirvede yarışabileceğini gösterdi.
Ancak aynı yarış, Mercedes’in ve özellikle Kimi Antonelli’nin şampiyonluk yolundaki konumunu da değiştirmedi.
Hamilton geri döndü.
Fakat sezonun kaderi hâlâ büyük ölçüde Antonelli’nin ellerinde duruyor.

